چپتر ۴۰: نمیدونم، من نمیدونم (۱)
کیل به شاهزاده لبخند محترمانهای زد و فکر کرد. ’نمیدونم. من نمیدونم.‘ اژدهای سیاه به پرسیدن اینکه چرا یه اژدها باید از جادوش برای چنین انسان بی مصرفی استفاده کنه Continue Reading →
کیل به شاهزاده لبخند محترمانهای زد و فکر کرد. ’نمیدونم. من نمیدونم.‘ اژدهای سیاه به پرسیدن اینکه چرا یه اژدها باید از جادوش برای چنین انسان بی مصرفی استفاده کنه Continue Reading →
بنگ! در سالن مهمونی بار دیگه محکم بسته شد. تیلور استان، با وجود اینکه روی ویلچر بود، لباسهای لاکچری و مناسب مهمونی پوشیده بود و لبخند پرآرامشی بر لب داشت. کشیش Continue Reading →
Monday, the start of a new week. Team Leader for HIT Entertainment’s Rookie Development Team, Im Sung Ahn. She was well known as a workaholic who came to work earlier Continue Reading →
‘İmparatorluk Prensi başkentte değil mi?’ Cale, çenesiyle Billos’u işaret etti. “Açıkla.” İmparatorluk hakkındaki bilgileri gözden geçirecek zamanı olmamıştı. Şimdi dikkatlice dinleme zamanıydı. * * * “…Yani, bana söylediğin şey…” Billos’un Continue Reading →
Toonka, der einen wahnsinnigen Blick in seinen Augen hatte, hatte einen Baseball Schläger in seiner Hand, der bedrohlich Geräusche macht, als er durch die Luft geschwungen wurde. Cale hatte keine Continue Reading →
Cale wollte Toonkas lächelndes Gesicht nicht sehen. Jedoch begann Amiru ruhig zu erklären. „Bob ist vom Whipper Königreich. Er ist von einem kleinen Dorf am Meer und ist zum Fischen Continue Reading →
Cédric Riester buried his body in the couch. Christelle continued without any hesitation, as this was his way of telling her to continue. “I did some research, your Royal Highness. Continue Reading →
“…Ona ulaşamıyorum bile.” Şu anda veliaht prens Alberu ile temas kuramıyordu. Cale’in aramalarından bilerek kaçınmıyordu. Sadece hattının meşgul olduğu söylenip duruyordu. ‘Ne halt ediyor ki görüntülü iletişim cihazı sürekli meşgul?’ Continue Reading →
Cale’in kara kitaptaki bakışları Mary ve Obante’ye döndü. Mary konuşmaya başladı. “…Acıktım, hayır, güçlenmek istiyorum.” Cale’in buna verebileceği tek bir yanıt vardı. “Başla o zaman.” Gidip bir şeyleri arındırmanın zamanı Continue Reading →
Cale descendit du carrosse une fois arrivé au village de Harris, le village le plus proche de la Forêt des Ténèbres. Ses pensées une fois arrivé sur place furent simples. Continue Reading →
